KEMOTERAPİNİN YAN ETKİLERİ ve ÖNLEMLER



1- ENFEKSİYON: Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları çocukta nötropeniye (beyaz küre düşüklüğüne) neden olur. Beyaz kürenin 2000 mm3 altına düşmesine nötropeni denir. Beyaz kürenin düşmesi sonucu ortaya çıkan en önemli komplikasyon ENFEKSİYON'dur. Beyaz küre'yi oluşturan nötrofillerin 500 mm3 altına düşmesi halinde enfeksiyon riski artar. Bu dönemde hastanın ateşinin sık kontrol edilmesi gerekir. 24 saat içinde bir kez 38.50 C veya iki kez 380 C ateş tespit edilmesi haline nötropenik ateş denir. Hemen enfeksiyon yönünden tedaviye başlanır. Nötropenik hastalara izolasyon ve nötropenik diyet uygulanır.


İzolasyon Uygulaması : Hastanın derhal odası ayrılmalıdır. Odaya girerken sağlık personeli maske, bone, gömlek ve galoş kullanılmalıdır. Temizliğine çok dikkat edimeli ve eller sık sık yıkanmalıdır. Kullanılan kep, maske, galoş ve gömlek günlük olarak değiştirilmelidir. Hastanın tüm vücut temizliğine ve vücut bakımına çok özen gösterilir. Ziyaretçi giriş çıkışları kontrol altına alınmalıdır.


Diyet : Çiğ sebze ve meyveler mümkün olduğunca verilmemelidir. Her şey bol boy yıkanmalı (kullandığı tüm bardak, çatal vb.) ayrıca kağıt havlu ve peçete kullanılmalı, bez havlu kullanılmamalıdır.Bu dönemde çocuğa yiyecekleri steril verilmelidir. Steril yiyecekleri hazırlarken düdüklü tencere kullanılmalı yada yiyecekler mikrodalga fırından geçirilmelidir. Her öğünde yemekler taze pişirilmelidir. Yemek yedirmeden önce ve sonra mutlaka eller bol bol yıkanmalıdır. Hastanın enfekte kişilerle görüşmesi yasaklanır (kişiler gripli, dudağı uçakla yada nezle ise hasta ile görüştürülmemelidir). Bu dönemde çocuklara canlı aşı yaptırılmamalıdır. Daha sonra doktorun tavsiyesine göre uygun bir zamanda yaptırılabilir. Hastanın mümkün olduğu kadar yaralanmamasına, bir yerlere çarpmamasına ve düşmemesine dikkat edilmelidir. Oluşacak yaralanmalarda enfeksiyon riski olabilir.
Hasta aileleri enfeksiyon belirtileri olur olmaz derhal doktoruna başvurmalıdırlar.

2-KANAMA : Normal bir insanın trombosit sayısı 200.000 - 500.000 mm3 arasında değişmektedir. Trombosit sayısının 50.000 mm3 ün altına düşmesi kanama yönünden risk oluşturur.Uygulanan kemoterapi ilaçlarının kemik iliği üzerindeki baskılayıcı etkisi nedeniyle trombositler düşer. Bu komplikasyon lösemide hem hastalığa, hemde tedaviye bağlı olarak gelişir. Trombositlerin düşmesi nedeniyle hastada toplu iğne başı büyüklüğünde kızarıklıklar ve mor lekeler oluşur. Trombositler 20.000 mm3 'ün altına düşerse çocuğu korumak için özel önlemler alınmalıdır. Çocuğun hareketleri azaltılmalıdır. Her türlü yaralanmalardan ve düşmelerden uzak tutulmalıdır.
Trombositlerinin düşük olduğu zamanlarda ayrıca iç kanama riski olması nedeniyle hastada görülebilecek ani huzursuzluk, baygınlık, bilinç kaybı, tansiyonunda düşme gibi bulgular gelişebilir. Bu durumlar ortaya çıktığında derhal doktoruna başvurması gerekir. Hastanın idrarında, kakasında veya kusmasında herhangi bir kanama belirtisi olduğunda yine doktoruna haber vermesi gerekir.


3-ANEMİ : Kırmızı küre normalde kadınlarda 4.800.000, erkeklerde ise 5.400.000 olur. Hastada kırmızı küre düşmesi nedeniyle anemi (kansızlık) gelişebilir. Kırmızı kan sayısı kullanılan tedavinin etkisi ile , enfekisyon, kanamanın yada kötü beslenmenin etkisiyle düşebilir. Lösemili çocuklarda teşhis anında ve rölaps(hastalığın tekrarlaması) halinde anemi görülebilir. Bu durum lösemik hücrelerin normal kan hücrelerinin yerini alması sonucu gelişir.
Anemiye Bağlı Belirtiler: Yorgunluk, halsizlik ve solunum güçlüğü, baş dönmesi olur. Bu durumlarda aileler dikkatli olup, hemen doktoruna haber vermesi gerekir.


4-AĞIZ YARALARI : Kullanılan kemoterapik ilaçların yan etkisi olarak görülür . Kemoterapatik ilaçlar verildikten 7-10 gün sonra gelişebilir veya beyaz kürenin düşmesiyle ortaya çıkabilir. Bunlara bağlı olarak ağız yaralarını engellemek pek mümkün olmayabilir. Bunun için hastanın ağızının sürekli temiz tutulması ve bakımı önemlidir. Ayrıca bu dönemlerde ağızda kuruluk yaparak yaralar çıkmasına neden olacağı için alkol, limon ve gliserinli maddeler kullanılmamalıdır. Ağız temiz tutulup, gargaraların düzenli kullanılması gerekir. Yemeklerden sonra mutlaka ağız bol su ile çalkalanıp temiz tutulmalıdır. Ağız yarası oluşmayan çocuklar yumuşak naylon dış fırçası ile her yemekten sonra dişlerini yavaşca fırçalamalıdırlar. Hastalar gargara ve çeşitli ağız bakımı solüsyonları, ağız spreyi kullanmalıdır. Başlangıçta ağızda beyaz lekeler görülür. Hastalık ilerledikçe bu beyazlıklar büyür. Bu belirtiler oluşmaya başlayınca derhal doktoruna başvurmaları gerekir.


5-BULANTI-KUSMA : Genellikle kemoterapi ilaçlar verildikten 2 ile 6 saat sonra bulantı ve kusma görülür. Kemoterapi nedeniyle görülen bulantı ve kusmalar ilaç verilmesi bittikten 48 saat sonrasına kadar devam edebilir. Bu kusmalar uzun süre devam ederse ve bol miktarda olursa derhal doktora haber vermek gerekir. Onun için genellikle kemoterapiye başlarken kusma ve bulantıyı önleyici ilaçlar kullanılır. Kemoterapiden sonra bulantı ve kusmaları kısmen azaltabilmek için bir takım önlemler alınabilir. Örneğin: Odanın sessiz olması, odanın ışığını hafifletmek, fazla gürültü yapmamak, hastanın rahatlatılıp uyutulması sağlandığında bu bulantı ve kusmalar kısmen azalabilir.


6-İSHAL : Genellikle kullanılan ilaçlar hastada karın ağrısı ve ishal yapabilir. Bu durumlarda az posalı, bol sıvı yiyecekler yedirilmelidir. Bol su verilir. Yiyeceklerine ve temizliğine dikkat edilmelidir. Hastanın ishali, tedaviye bağlı olmayabilir. Bu durumlarda ishali sık sık , pis kokulu, kanlı ve müküslü oluyorsa derhal doktoruna başvurması gerekir. İshalli hastanın beslenmesi önemlidir. Hastaya sık aralıklarla bol sıvı ve isal diyeti verilmelidir. İshalli çocuğun aldığı yiyecek miktarı ve çıkardığı miktar takip edilmelidir.


7-ALOPESİ : Saç follekülleri kullanılan kemoterapik ilaçlara bağlı olarak etkilenerek saç dökülmesine neden olurlar. Saçların dökülmesi çocuğun önemli bir hastalığının olduğunu ve yoğun tedavi alması gerektiğini gösteren bir belirtidir. Tedaviye bağlı olarak saçların dökülmesi sürekli bir olay değildir. Tedavi bittikten 4-6 hafta içinde yeniden çıkmaya başlar. Ancak yeni çıkan saçların renginde ve yapısında değişiklik olabilir. Saç dökülmesi çocuğu psikolojik olarak çok etkilediği için, çocuğa önceden anlatılmalıdır.


TEDAVİ SIRASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR


1. Hasta kortizon(prednol) alırken mutlaka TUZSUZ yemesi gereklidir.
2. Kanama eğilimli çocuklarda enjeksiyon ve benzeri girişimlerden sakınılmalıdır.
3. Tedavinin sebep olacağı kabızlığı önlemek için bol mevye, mevye suları ve çeşitli sıvılar verilip barsaklar yumuşak tutulmalıdır.
4. Bulantı, kusma için gerektiğinde anti-emetikler verilmelidir. Şiddetli kusmalarda damardan sıvı desteği yapılmalıdır.
5. İyi beslenme sağlanmalıdır. Tedavi günü ve öncesi bol sıvı besinlerle beslenmelidir.

ENFEKSİYONDAN KORUNMAK İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER

1. Hastaya enfeksiyonlu hiç kimseler yaklaştırılmamalıdır.
2. Beyaz küresi düşeceği için maske kullanılmalı ve odasının ayrılmalıdır.
3. Beyaz küresi düşeceği için yiyecekler steril olarak hazırlanmalıdır (mikro dalga fırından geçirilmeli yada düdüklü tencerede pişirilmelidir)
4. Beyaz küresi düşük olduğundan ateş, ishal, ağız yaraları olduğunda acilen hastaneye başvurulmalıdır.
5. Enfeksiyonlardan korunması için EL YIKAMA çok önemlidir. Hastanın, yakınlarının da sık sık ellerini yıkaması gereklidir.
6. Her tedavi sonrasında beyaz kürenin düşeceği bilinerek bu dönemde sıkı takip edilmelidir.
7. Dışardan gelen enfeksiyon değil , kendi vücudundan gelecek enfeksiyon için banyo yaptırılmalıdır. Vücut ve ağız bakımı önemlidir.

HASTA VE AİLEYE PSİKOLOJİK DESTEK

Çocuğunuza kanser tanısı konulduğunda lütfen paniğe kapılmadan bu hastalık hakkında daha geniş bilgi edinmeye çalışınız. Bu konuda doktor ve hemşireniz size gerekli yardımda bulunacaktır. Bu hastalık tedavi edilebilir bir hastalıktır. Fakat uzun süreli mücadele gerektirir. Çevrenizden gelen sözlü uyarıları fazla dikkate almadan kitaplardan veya bu hastalıkla daha önceden karşılaşmış olan ailelerden görüş alabilirsiniz. Aile düzeninizi bozmayacak şekilde hastalıkla mücadele için bir yöntem geliştiriniz. Çocuğunuzun iyileşebileceğine inanmalısınız. Yine de olası çocuğunuzda ve sizde psikolojik sorunlar geliştiğinde bu konuyla ilgili yardım almak için lütfen doktor ve hemşirenize başvurunuz.

KEMİK İLİĞİ VE KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU

Son yıllarda hematolojik ve onkolojik hastalıkların yeni tedavi şekli olarak kemik iliği transplantasyonu yapılmaktadır. Başarılı transplantasyon sonrası daha kaliteli ve daha uzun yaşam süresi sağlanabildiğinden son zamanlarda sıkca tercih edilen bir tedavi şekli olmuştur. Amaç kök hücre adı verilen ve tüm hücrelerin menşeini aldığı bu hücrelerin hastanın kemik iliğinde yeniden yapılanmasını sağlamakdır. Kök hücrenin bilinen üç kaynağı vardır. Kemik iliği, periferal kan ve kort kanıdır. Kemik iliği ve kök hücre nakli bu üç kaynağa göre yapılır.
KİT (Kemik iliği transplantasyonu) 3 şekilde yapılmaktadır:
1-Otolog KİT : Hastanın kendi hücrelerinin uygun zamanda alındıktan sonra yüksek doz kemoterapi uygulanmasını takiben , tekrar hastaya verilme işlemidir. Alına kemik iliği çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra dondurulurak sıvı nitrojen tanklarında 5 yıla kadar saklanabilir.
2-Allojenik KİT : Uygun doku gurubuna sahip kardeş yada akraba olmıyan uygun kişilerden alınan kemik iliğinin hastaya verilme işlemidir.
3-Sinjeneik KİT : İkiz kardeşten alınan kemik iliğinin hastaya verilme işlemi olan şeklidir.
Transplanta hazırlanan hastaya önce Hickman adı verilen ve santral venlere konulan bir katater yerleştirilir. Sonra hasta steril odalara alınır. Hazırlık rejimi adı verilen kemoterapi uygulanır. Bunda amaç hasta kemik iliğini yok ederek yeni verilecek olan kök hücrelerin kolay yerleşmesini sağlamaktır. Doğal olarak verilen kemoterapiye bağlı olarak hastanın beyaz küresi, kan düzeyi ve trombosit düzeyi de düşmektedir. Kök hücre verildikten sonra kan ve trombosit desteği yapılır. Beyaz kürenin daha çabuk düzelmesi için G-CSF ve GM-CSF gibi ilaölar verilir.
Transplantasyondan sonra çocuğun yaşam bulgularının ve iliğin reddedilmesine ilişkin belirtilerin yakından gözlenmesi ve 10-20 gün süreyle çocuğu koruyucu izolasyon uygulanması gerekir.
Transplantasyondan sonra 3 hafta süreyle periferal kan sayımında artma gözükür. İmmün sistemin ve lökositlerin normale dönmesi yaklaşık 1 yıl sürer. Bu dönem çocuk için önemlidir. Özenle bakılması ve enfeksiyondan korunması gereklidir. Aynı zamanda iliğin reddedilme riski olabileceği aileye özenle anlatılmalıdır ve aile desteklenmelidir.

Referanslar;
1-Poplack P: Principles and practice of pediatric oncology.Lippincott comp.

Balpasta Dogumgunupastasi.biz